Müge Arslan'ın İnsan Kaynakları Günlüğü Menü

Kalıcı Başlantı:

Fark Yaratanlar: Burçin, Funky ve Spacey

“İş hayatında başarı olmanın yolları” diye Google’da aradığınızda yaklaşık 588,000 arama sonucu çıkıyor karşınıza. Bu rakam sadece Türkçe arama sonuçlarına ait. Farklı dillerdeki sonuçları da eklediğinizde milyonlarca eder. Arama sonuçlarındaki yazılar doğru noktalardan bahsetse de benim için en önemli konu olan “fark yaratmak” kavramına pek değinmiyor.

Fark yaratmak konusunda en iyi örnek kimler olabilir diye çok düşündüm. İki örnek hemen aklıma geldi ama üçüncüyü bulmakta zorlandım. Bu özelliği belli bir ölçüde taşıyan örnekler vardı ama bu kadar belirgin olan ve konuyu içselleştiren üçüncü bir örnek maalesef aklıma gelmedi.

Hayatın temposu giderek hızlanıyor. İlk haberdar olduğumuzda yeni olan ve bizi heyecanlandıran konular, şeyler kısa bir süre içinde alışılmış hale geliyor ve tekrar yeni olanın peşine düşüyoruz. Bu temponun içinde sürekli olarak fark yaratmak ve yeni şeyler yapmak hiç kolay değil. Fark yaratmak ve bu konuda sürekliliği sağlamak için yeni şeyler öğrenmeyi hayatımızın bir parçası haline getirmemiz ve öğrendiklerimizi yaptığımız işe adapte etmemiz gerekiyor. Bunu en iyi yapan kim diye düşündüğümde aklıma ilk gelen Power FM’deki bir program oldu: Chat Zone. 

Programın sunucuları Burçin ve Funky hafta içi her akşam 2 saat süreli yayın yapıyor ve bu yayın akışına sürekli yeni bölümler dahil ediyorlar. Bu ilaveleri yaparken de teknolojiyi yakından takip ediyor ve sosyal medyada popüler olan hemen hemen tüm araçları kullanıyorlar. Örneğin her gün müzik dünyasındaki yeni şarkıları tarıyor, hangileri hit olabilir belirliyor ve Periscope üzerinden izleyicilerin oylamasına sunuyorlar. Sözleri tam anlaşılmayan bir şarkıyı seyircilerin seslendirip kendilerine WhatsApp üzerinden göndermesini istiyor, sonra birinciyi dinleyicilerle birlikte belirleyip ödüllendiriyorlar. Snapchat’i ilk çıktığı günlerden beri aktif olarak kullanıyor ve program süresince bu kanaldan paylaşım yapıyorlar. Ve bunlar gibi programdaki çok sayıda uygulamadan her program öncesinde çalışıp hazırlandıkları ve yeni şeyler öğrenmeye zamanlarının önemli bir bölümünü ayırdıkları belli oluyor.

Aklıma gelen ikinci örnek ise Kevin Spacey. Oynadığı filmlerle, ürettiği işlerle her zaman yeni olanın peşinden gitti. Sadece oyuncu değil yönetmen ve film yapımcısı olarak da çalıştı. Son dönemde ise bir dizide hem başrol oyuncusu hem de yapımcı olarak görev aldı: House Of Cards

Büyük Veri (Big Data) konusu en fazla üzerinde konuşulan ama uygulama alanı sınırlı bir kavram iken bunu hayata geçirdi. Spacey’nin yapımcısı olduğu House Of Cards ekibi; dizinin senaryosundan hangi periyotta yayınlanacağına kadar pek çok konuyu; Netflix’in yayınladığı onlarca film ve diziden elde ettiği verilerden yola çıkarak belirledi. İzleyiciler diğer dizilerde izlemeyi nerede bırakmış, hangi sahneleri başa sarıp tekrar izlemiş, hangi sahneleri hızlı bir şekilde ileri almış, bir diziyi izlerken üst üste kaç bölüm izlemiş gibi çok sayıda veriden yola çıkarak tasarlanan dizi yayınlandığı ilk sezon 275,000 izleyiciden 10 üzerinden 9 puan almayı başardı.

“Sürekli öğrenme” kavramı gerçekten hayatımızın bir parçası olduğunda yapabileceklerimizin sınırı yok. Bu konudaki örnekleri umarım daha fazla görmeye başlarız. Hep aynı, hep aynı nereye kadar…

Müge Arslan

  • Yorum yapmak istediğiniz için teşekkürler, lütfen duyarlı olalım. HTML olarak strong, code and a href kullanılabilir.

    Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

TAYBO.NET